22 Kasım 2010 Pazartesi

Anneolmadürtüsühastalığı


On günlük Türkiye çıkarmam nasıl geçti habersiz hiçç anlamadım. sani bi gün önce vardım, bi gün sonra geri döndüm. o kadar çabuk. insan benzer şeyleri yapınca zaman hızlı geçti gibi mi algılanır? ya da bitmesin istediklerin bi anda mı tükenir? yahut çok özlersen çok düşünecek şey bulamazsın, zaman çabucak mı erir? bilmiyorummm, tek bildiğim tatilden bişey anlamadım. ne saçmalıyorum ben, 9-6 çalışıyorumdum burda sanki. neyin tatili??
Kesinlikle Allah'tan başka şey istesem olacakmış. esmer iki adet hostes vardı uçakta. sabah 09:35 uçağı olduğundan mıydı ya da Nahcivan seferi olduğundan mı bilemiyorum, yataktan kalkmış, servise gelmiş haldeydiler kızcağızlar. yani içim parçalandı. ayy siz kıvrılın uyuyun şuracıkta ben istemem kahvaltı falan, valla, açımm ama napalım. yazık size yahuu.. diplerin de gelmiş kız senin. öteki desen saçını bile fönleyememiş, dünden kalan fönü bi tokayla bişeye benzetmeye çalışmış belli ki.

zaten bi soğuk sandviçi bile bize çok gördüler, buna acayip içerledim. kahvaltıda ben tereyağını ne zaman yemişim ki şimdi yiyim?! acaba ikinci çayı istesem verirler mi? bu krema mı, süzme peynir mi? ekmek akşamdan mı kalmış, bayat sanki? yeşil zeytin kırma değilse yemem ki. kaşar peynir lastik gibi. ıhhhh ben bu kahvaltıyı sevmedim.


önde babasının kucağında minyatür bi bebek. henüz 3,5 aylıkmış. ikizlerden biri. babası arada havalandırıyo çocukcağızı, bizimki gözleri sabitleyemiyo. netleyemiyo kadrajı. :P agguuuuu!! diye gülücük atıyo tüm uçağa zibidi. baktım o çilekeş hosteslerden biri sese geldi. anaaa bebek sesiii! annelik hormonları tavan yapmış, koşturuyo. hoopp kızım, burası uçak ve sen bir hostessin. sabah erken olabilir ama bak herkes ayakta. uyutma bizi. bi kendine gel, silkelen toparlan nedir bu halin? içimden acıyodum bi de komik olma yalvarırım... daha içimden neler sayıyorum kıza tahmin bile edemezsin. izin istedi korka korka bebeyi aldı eline. yarab o nasıl hasretle, sevgiyle bi sarılmaydı öyle. içim unufak oldu, eridi bitti. yeminle.. kızın yaşını nasıl merak ettim, nasıl.. o gözlerini kapatmış, bebeyi koklarken, tüm uçak duyacak şekilde "heyy baksana yaşın kaç senin?" diye çoookk sormak istedim. zor tuttum kendimi. dedim git ya, o kendini kaybetti diye, bizde film olmayalım. arkasından bi esmer, arkasından standart sarışın hostes de çıkageldi. hoopp üçlü tamamlandı. yahuu dedim kendi kendime, bu kadınlardaki anne dürtüsü nasıl bişey aklım almıyo. aklım almıyo, çünkü bende ondan niye yok? hiçççç, bir bebeğim olsun, şöyle emzireyim, gazını alayım, altını temizleyeyim, şöyle ciciler giydireyim, böyle bıcı bıcı yaptırayım, arada atıp tutayım falan hayallerim olmadı, olamadı benim. ben mi anormalim, onlar mı çözemedim. üçü de sözleşmiş gibi, bi bebek aguuusuna koşup geldiler.
kızlar işinin başına döndüler, elleri mecbur. yoksa bıraksan kucaklarında inişe geçecekler.

bi ara aramızda doktor varsa kabine gelmesi anonsu yapıldı. uçaktan tek doktor çıkmadı. herkes birbirine bakıyo. kesin sensin, sensiiinnn. kim? valla ben değilim. seeennn!! bakma bana öyle, bende doktor tip var mı hiç allasenn.. hınzır, numara yapmaa, sağdakiii.. seenn. dedim noluyo yaf, pilotlara bişey olmasın da hostesler önemli değil. kesin kızlardan biri krize girdi, yaşım kaç oldu hala bi bebem, evim, eşim, kurulu düzenim yok diye yırtınıp duruyo içerde. kesin içerde kolonya falan döküyolar avuçlarına kızcağızın, ovuşturuyolar şakaklarını, ensesini. geçti Pelincim, geçti geçtiiiii.. her bebek kokladığında böyle nüksediyo doktor hastalığı. anne olma dürtüsü diyoruz biz kendi aramızda. tıpta bunun bi adı var mı? "kendi aranızda??"


arkamda okumaya çalıştığım kitabı bana o çok gören 3 yaşlarındaki erkek çocuğa artık müdahele etme zamanı gelmiş de geçiyordu bile. şşşttt!! dedim, banamısın demedi velet. annesi de gıkını çıkarmıyo. sanırım anne olsam ben de sesimi çıkarmazdım. "çocuk eğleniyo işte kendi yarı çapında. öndeki ablanın koltuğuna vuruyo arada, bazen tekmeliyo işte ne var bunda? uçakta entel dantel takılmak da hem neyin nesi ki? okumayıversin burda da. yavrumdan kıymetli mi? benim başımı şişireceğine, abla zımpırtısının üç paralık zevkini elinden alsın ne olmuş ki..." dedi sanki annesi. dayanamadım. sinsi bir kedi gibi koltuğun tepesinden çocuğun tepesine doğru kafamı çıkarıp, çocuğa öyle bi bakış attım ki, annesi ne olur acııı bizeee diye gözleriyle yalvardı. :P saniyeler içinde insan ne çok şey düşünebiliyo, hay yarabbi. hemen kadını rahatlatmak istedim. göz kırptım O'na, çocuğa döndüm. ben daha konuşmadan, annesi "abla rahatsız oluyomuş oğlum, ses yapma tamam mı? bak iğnesi var, hiiiii, iğne yapacakmış abla sanaaa.." diye çocuğu saçmasapan tehdit etti. bana iğneci muamelesi yaptı kadın ya. bu anneolmadürtüsühastalığı'ndan da kötüüü! ama işe yaradı. ses yitti.

uçakta doktor da çıkmadı, içerdekine ne oldu, kim nasıl müdahele etti bilmiyorum. inerken sadece sarışını gördüm, iyi günler diliyordu. sanki biraz buruktu.




1 yorum:

Buket dedi ki...

annelik güdüsü bende de yoktu cnm,hala da yok.bu gerçekten de bir güdü..var ya da yok.
Bende tatillerde pelini milletin başına salıyorum,eee biz de bi nefes alalım değil mi?